Badan Köyü Web Sitesi

http://www.badankoyu.net
Geçmişimizden Aldığımız Gücü , Özgün Değerlerimizle Buluşturan Adres - Bizleri biz yapan , özünüzle sizleri buluşturan adres

Z.Defteri

Resim Galerisi

Portreler

Röportaj

Üye Olun

Köşe Yazıları

Video

Badan Radyosu

Çıkış

Yönetici Girişi

 
· VEKİLİMİZ DEMİR ÇELİK KÜRT DİL BAYR... · ALTI FİDANIMIN ANNELERİNE · KONGRE’YLE BARIŞA, EŞİTLİĞE, ÖZGÜRL... · EV İŞÇİLERİNİN MUCADELESİ MECLİSTE · ÖZGÜRLÜĞÜN ŞEREFİNE 
Giriş | Kayıt
BADAN MENÜ
· Ana Sayfa
· Advertising
· Anketler
· Arama
· Arkadaşına Öner
· Badan Forumları
· Destek
· Dost Siteler
· Dosyalar
· E-Devlet Linkleri
· Haber Arşivi
· Haber Gönder
· Hesabınız
· Kullanıcı Günlüğü
· Köşe Yazıları
· Mesaj Gönder
· Portre
· radyo
· Resimlerimiz
· Röportaj
· saglik
· Varto Önemli Telefonlar
· Videolar
· İletişim
· İstatistikler
· Üye Listesi
· Z.Defteri
· Şiirler

RÖPORTAJLAR

ALİ BİNGÖL
ALİ BİNGÖL İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ


ALİ RIZA VURAL
ALİ RIZA VURAL İLE SÖYLEŞİMİZ


Demir Çelik
BAŞKAN DEMİR ÇELİK İLE SÖYLEŞİMİZ


FIRAT GÜNEŞ
FIRAT GÜNEŞ İLE SÖYLEŞİ


HAYDAR BİNGÖL
HAYDAR BİNGÖL İLE SÖYLEŞİ


M.REŞAT ZORTEYMUR
REŞAT ZORTEYMUR İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ


MAYPIROZ NENE
MAYPIROZ NENE İLE GÜZEL BİR SOHBET


İMAM YILMAZER
İMAM YILMAZER İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ

Müzik Kutusu

YÖREMİZDEN

· Röportaj & Söyleşi

· Portreler

· Düğünlerimiz

· Yöre Yemekleri

· Telefon rehberi

· Tüzüğümüz

· Tarihçe

· Sponsorlar

ANKET
KÖY DEĞİRMENİMİZİ YENİDEN YAŞATALIM MI?

Köy değirmenimize tekrar hayat verelim.
Öncelikle tarlalarımızı yeniden ekmeye başlayalım.
Tarla üretimi için modern tarım eğitimi gereklidir
Üretim bizim neyimize biz sadece tüketelim mi?



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 41
Yorum: 0

KÜLTÜR & SANAT

· Araştıma

· Siir

· Edebiyat

· Fıkra

· Özlü Sözler

· Üniversiteli Gençlerimiz

· Varto Koğ Festivali

· Öykü

ZİYARETÇİ DEFTERİ
1:Kutlama (Birol)
2:YİĞİT SA... (YİĞİT SARIGÜL)
3:Demir Çe... (badan07)
4:Gecmis o... (Ozgur)
5:Acil Şif... (Ali Rıza Ateş)
6:GEÇMİŞ O... (Baran)
7:saygi (Medin)
8:anma (turhanak)
9:Başsağlı... (Baran)
10:Başsağlı... (Baran)

[ Tüm Mesajlar ]

Tv Linkleri

· VARTO TV

· NTV

· CNN TÜRK

· ATV 

· KANAL D 

· STERK TV 

· Roj TV 

· Mezepotamya tv 

· Yol Tv

Radyo Linkleri

· Radyo Umut 

· Radyo Mezepotamya

· Radyo Gımgım

· Wenge Tata

GAZETELER

· Radikal Gazetesi

· Gündem Gazetesi 

· Evrensel Gazetesi

· Birgün Gazetesi

· Bütün Gazeteler

Yeni web sitemiz

Değerli dostlar yeni sitemize içerik gönderebilirsiniz .Yaşadığınız bölgedeki özgül koşullarınızı, sorunlarınızı, umutlarınızı, beklentilerinizi ve köyümüzle ilgili bilgi ,belge , araştırmalarınızı, videolarınızı (Kısa olmak şartıyla) ve resimlerinizi bizimle paylaşırsanız, hem sitemiz için içerik olur hem de kendinizi bulabileceğiniz bir zemine sahip olacaksınız. Sitemiz; kapsayıcı ve her kesin kendisini ifade edebildiği demokratik bir platformu esas almıştır. Saygılarımızla

www. badankoyu.net yönetimi

Gönderilerinizi aşağıdaki email adreslerine gönderebilirsiniz

info@badankoyu.net veya haydar@badankoyu.net




POPÜLER RESİMLER

Turan 13.jpg
Turan 13.jpg
  
Turan 12.jpg
Turan 12.jpg
  
Turan 11.jpg
Turan 11.jpg
  
Turan 10.jpg
Turan 10.jpg
  
Turan 9.JPG
Turan 9.JPG
  
Turan 8.JPG
Turan 8.JPG
  
Turan 7.JPG
Turan 7.JPG
  
Turan 6.JPG
Turan 6.JPG
  

Fotoğraf Albümü


VEKİLİMİZ DEMİR ÇELİK KÜRT DİL BAYRAMI HAKKINDA MECLİSTE KONUŞTU
Badan Köyünden

Ana dil ya da dil, bir insanın doğuştan kazandığı birinci kuşak insan hakları olarak yorumlanır. Ana dil, bir topluluğun, bir halkın özgürlüğünün kendisidir.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 17.05.2012 Saat: 20:17 (58 okuma)
(Devamı... | 3510 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

ALTI FİDANIMIN ANNELERİNE
Badan Köyünden

Matemin çalgısını kurşunlar çalar

Henüz sakalsız, gencecik nazlı ellerde kına yakılmamış

Toprakta kavga, dağlarda isyan, Güneşte umut aradılar

Annelerimin altı fidanı.

 

Gönderen: badankoyu Tarih: 12.05.2012 Saat: 22:00 (100 okuma)
(Devamı... | 2460 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 0)

KONGRE’YLE BARIŞA, EŞİTLİĞE, ÖZGÜRLÜĞE...12-13 MAYIS’TA ANKARA’DAYIZ
Badan Köyünden

15-16 Ekim 2011’de, Kuruluş Genel Kurulu’nda, hep birlikte yeni bir meşaleyi tutuşturmuş, büyük bir heyecan ve coşku içinde Kongre’mizin ilk adımını atmıştık. Altı aylık bir zaman diliminden sonra, şimdi de barış, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ateşini yakmaya hazırlanıyoruz...
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 09.05.2012 Saat: 21:38 (67 okuma)
(Devamı... | 3823 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

EV İŞÇİLERİNİN MUCADELESİ MECLİSTE
Badan Köyünden

İmece Kadın Sendikası Girişimi’nden Kemalbay, Sebahat Tuncel’in ev işçiliğiyle ilgili araştırma önergesinin, gerçekçi bir tablo oluşturulmasını sağlayacağını belirtiyor: “Ev işçilerinin sosyal güvenceye kavuşması ve diğer işçilerle eşit haklara sahip olma mücadelelerine katkı sunacaktır.”
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 07.05.2012 Saat: 22:05 (49 okuma)
(Devamı... | 4627 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

ÖZGÜRLÜĞÜN ŞEREFİNE
Badan Köyünden

Uluslararası Af Örgütü'nün mutlu zamanlarda ve zor zamanlarda söyleyebileceği, kendine ait bir şarkısı olması lazım: Hem küçük hem devasa zaferlerini kutlamak, kayıpları için teselli bulmak ve acılarının üstesinden gelmek için.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 04.05.2012 Saat: 22:24 (58 okuma)
(Devamı... | 2570 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

İSTANBULDA İKAMET EDEN BİR KISIM KÖYLÜMÜZ İZMİT’TE PİKNİK YAPTI
Badan Köyünden

İstanbul Gazi Mahallesinde oturan oturan Talip Yılmaz , Burhan Vural ve Erkan Bingöl İzmit’e gelerek Pazar gününü de fırsat bilerek dinlenme ve gezme amaçlı piknik yaptılar.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 29.04.2012 Saat: 19:46 (134 okuma)
(Devamı... | 904 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

PLATFORM:1 MAYIS 2012
Badan Köyünden

1886 yılında sekiz saatlik işgünü hakkı için mücadele ederken idam edilen ABD’li isçi Spies, yargılandığı mahkemede söyle haykırıyordu; "Bizi asarak isçi hareketini, milyonları, yoksulluk içinde çalışan milyonlarca isçiyi kendisine çeken bir hareketi yok edeceğinize inanıyorsanız durmayın, bizi asın! Burada bir kıvılcımı yok edeceksiniz, ama orada, önünüzde ve arkanızda, her yerde başka kıvılcımlar çakacaktır. Bu, içten içe yanan bir ateş. Bu ateşi söndüremezsiniz."
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 28.04.2012 Saat: 15:20 (66 okuma)
(Devamı... | 8091 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

ALİ BİNGÖL ABİMİZİN TEDAVİSİNE ALMANYADA DEVAM EDİLECEK
Badan Köyünden

5 Nisan günü geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı İstanbul Haseki Hastanesindeki iki haftalık tedavisinin ardından ailesi ve yakın dostlarının talebi ve girişimi sonucunda ikamet ettiği Almanya Düsseldorf kentine ambulans uçakla tam teşekküllü bir hastaneye kaldırıldı.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 22.04.2012 Saat: 00:13 (117 okuma)
(Devamı... | 1929 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 0)

1972-1973-1974 DOĞUMLU KÖYLÜLERİMİZ İN İLKOKUL YILLARINDAKİ BİR RESMİ SİZLERLE P
Badan Köyünden

1972-1973-1974 doğumlu köylülerimizin ilkokul dönemlerinden kalma bir resmi tesadüfen buldum. Siz sevgili köylülerimle paylaşmak istedim.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 14.04.2012 Saat: 17:08 (203 okuma)
(Devamı... | 822 byte kaldı | 2 yorum | Puan: 0)

KÖŞE YAZARIMIZ ETEM YILDIZ'IN YENİ MAKALESİNİ SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ
Badan Köyünden makaleler

Öncelikle saygı ve sevgilerimle hepinizi selamlıyorum!

Değerli dostlar insan doğanın bir parçasıdır. Doğadaki hareketliliğin bir yaprağın yönünü belirlediği gibi, yaşamdaki diyalektikte tercihten bağımsız insanın yönünü, rotasını belirleyebilmektedir.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 13.04.2012 Saat: 21:05 (99 okuma)
(Devamı... | 4296 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

VEKİLİMİZ DEMİR ÇELİK ORMAN VASFINI YİTİRMİŞ ARAZİLER ÜZERİNE MECLİSTE KONUŞTU
Badan Köyünden

11 Nisan 2012 tarihli Orman vasfını yitirmiş arazilerin satışı ve 2/B kanunu teklifi üzerine vekilimiz Demir Çelik’in mecliste yaptığı konuşma
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 12.04.2012 Saat: 21:23 (113 okuma)
(Devamı... | 12733 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

ALİ ABİNİN TEDAVİSİ DEVAM EDİYOR
Badan Köyünden

Yaklaşık bir hafta önce beyin kanaması teşisiyle hastaneye kaldırılan köylümüz Ali Bingöl abinin tedavisi devam ediyor.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 11.04.2012 Saat: 00:11 (144 okuma)
(Devamı... | 1156 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

KÖYÜMÜZÜN GRURU JOKEY NAZLI GÜL (ZELAL) KALKAN ESKİŞEHİR ‘DE DESTAN YAZDI.
Badan Köyünden

Türkiye Binicilik Federasyonu tarafından Eskişehir Atlı spor kulübünde düzenlenen üç günlük yarışma ve atlı dayanıklılık yarışmasında gençler kategorisinde birinci oldu.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 08.04.2012 Saat: 23:29 (152 okuma)
(Devamı... | 1514 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 5)

KÖYLÜMÜZ ALİ BİNGÖL ABİMİZ BEYİN KANAMASI TEŞİSİYLE HASTANEYE KALDIRILDI
Badan Köyünden

Almanya Düsseldorf kentinde ikamet eden köylümüz Ali Bingöl abimiz ziyaret amaçlı geldiği İstanbul Gazi mahallesinde ki dairesinde aniden fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 06.04.2012 Saat: 22:31 (272 okuma)
(Devamı... | 1594 byte kaldı | 2 yorum | Puan: 0)

KÖYLÜMÜZ İSMAİL BAL İŞYERİNDE GECE VARDİYASINDA SALDIRIYA UĞRADI
Badan Köyünden

Kocaeli ilinde ikamet eden köylümüz İsmail Bal çalıştığı Büyük Şehir Belediyesi İnşaat şantiyesinde gece vardiyasında iken tinercilerin saldırısına uğradı.
 

Gönderen: badankoyu Tarih: 02.04.2012 Saat: 21:00 (144 okuma)
(Devamı... | 885 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 0)

814 _STORIES (55 _PAGES, 15 _PERPAGE)
[ 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | 46 | 47 | 48 | 49 | 50 | 51 | 52 | 53 | 54 | 55 ]
Röportajlar

 FIRAT GÜNEŞ : FIRAT GÜNEŞ İLE SÖYLEŞİ (1088 Okuma)
 MAYPIROZ NENE : MAYPIROZ NENE İLE GÜZEL BİR SOHBET (1661 Okuma)
 ALİ RIZA VURAL : ALİ RIZA VURAL İLE SÖYLEŞİMİZ (2329 Okuma)
 İMAM YILMAZER : İMAM YILMAZER İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ (1566 Okuma)
 HAYDAR BİNGÖL : HAYDAR BİNGÖL İLE SÖYLEŞİ (1915 Okuma)
 ALİ BİNGÖL : ALİ BİNGÖL İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ (2537 Okuma)
 M.REŞAT ZORTEYMUR : REŞAT ZORTEYMUR İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ (2436 Okuma)
 Demir Çelik : BAŞKAN DEMİR ÇELİK İLE SÖYLEŞİMİZ (4001 Okuma)
[ Devamı... ]

FAVORİ RESİMLER

yoldas2.jpg
786 görüntüleme
  
yün yıkanması.jpg
754 görüntüleme
  
çoloğlu 4.JPG
600 görüntüleme
  
IMGA0965.JPG
590 görüntüleme
  
amojun eyşe.jpg
572 görüntüleme
  

Fotoğraf Albümü


PROJELERİMİZ

· Kültür Merkezi***

· Ağaçlandırma

· Organik Tarım

· Alt Yapı Projesi***

· İçme Suyu

· Çevre Temizliği ***

· Köy Etkinlikleri ***

· Yapılan Katkılar*YENİ*

KULLANICI BİLGİSİ
Ip Numaraniz: 38.107.179.221
 Hoşgeldin
Üye Ol
Yanlis Parola

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin:
 

Site Üye Bilgisi:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen: 0
Toplam Üye: 919
Son: May 16, 2012sasasa123 May 16, 2012ali123 May 16, 2012123456789 May 05, 2012William May 04, 2012ACEMASIRAN May 02, 2012ayseldemirez Apr 23, 2012hewalcelik Apr 23, 2012Demircelik Apr 10, 2012meralakbal Mar 17, 2012tatanli
Baglanti Bilgileri:
Misafirler: 248
Üyeler: 0
Toplam: 248

Bağlı Üye
Misafir: 81
Üye: 1
Toplam: 82

Toplam Hit
 Bugün: 3611
 Dün: 7484
 Toplam: 2694536
İstatistikler
We use PHP Nuke8
There are 1 Admins
There is 814 news stories
There is 28 Topics in the forums
There is 0 downloads

Baglantilar:
Ziyaretçi: 81 01: 46.21.144.XX  02: 66.249.66.XXX  03: 94.180.46.XXX  04: 72.46.128.XX  05: 208.66.75.XXX  06: 208.66.72.XXX  07: 72.46.134.XXX  08: 173.44.37.XXX  09: 178.162.191.XX  10: 188.143.232.XXX  11: 180.76.5.XXX  12: 89.149.223.XXX  13: 157.55.18.XX  14: 180.76.5.XXX  15: 180.76.5.XX  16: 93.78.214.XXX  17: 200.225.197.XXX  18: 78.159.112.XXX  19: 65.52.110.XXX  20: 31.184.238.XX  21: 96.47.225.XXX  22: 180.76.5.XX  23: 173.44.37.XXX  24: 180.76.5.XX  25: 87.101.226.XX  26: 178.154.255.XXX  27: 178.218.224.X  28: 123.126.51.XX  29: 92.43.187.XX  30: 66.249.66.XXX  31: 180.76.6.XXX  32: 85.102.143.XX  33: 199.15.234.XXX  34: 173.44.37.XXX  35: 66.249.71.XX  36: 218.69.96.X  37: 80.137.161.XX  38: 176.227.198.XXX  39: 180.76.5.XXX  40: 180.76.5.XXX  41: 180.76.5.XXX  42: 91.201.64.XX  43: 180.76.5.XXX  44: 180.76.5.XXX  45: 122.0.66.XXX  46: 165.228.222.XXX  47: 188.116.56.XXX  48: 207.46.195.XXX  49: 65.52.104.XX  50: 157.55.18.XX  51: 180.76.5.XXX  52: 180.76.5.XXX  53: 180.76.5.XXX  54: 173.44.37.XXX  55: 41.86.98.XXX  56: 38.107.179.XXX  57: 122.194.11.XXX  58: 180.76.5.XXX  59: 180.76.5.XX  60: 66.249.71.XXX  61: 180.76.5.XX  62: 180.76.5.XXX  63: 207.46.204.XXX  64: 207.46.195.XXX  65: 180.76.5.XXX  66: 83.172.1.XXX  67: 65.52.111.XXX  68: 180.76.5.XXX  69: 180.76.6.XX  70: 180.76.5.XXX  71: 65.52.108.XX  72: 180.76.5.XX  73: 222.127.134.XX  74: 180.76.5.XX  75: 93.182.169.XXX  76: 77.92.132.XX  77: 190.66.11.XX  78: 180.76.5.XX  79: 200.195.136.XX  80: 82.193.150.XXX  81: 210.101.131.XXX

Üye: 1

01. Birol


Şu ana kadar
2694536
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: May 2006
Bu Gün Ençok 7

KÖŞE YAZILARI

AKMAN GEDİK
BİR DÜŞÜN SAKLISINDA


ALİM DOĞAN
GREBOĞA


AV. EYLEM BİNGÖL
İŞE İADE DAVASI VE SONUÇLARI


Erdoğan ZORTEYMUR
İnsan ve Çevre Faktörü


Etem Yıldız
DOĞA VE TOPLUM


Fırat GÜNEŞ
EY BARIŞ


Kamer ÖZDEMİR
TOPRAK


Kenan BiNGOL
YAŞAMA DAİR


M.Hanefi VURAL
DEVLETİN MEMURLARI

BADAN RADYOSU

ÖZEL MENÜ

· Badan Köyü Coğrafyası

· Yaylalarımız

· Doğal Güzelliklerimiz

· Tarım

· Hayvancılık

· Ziyaret Yerlerimiz

SON EKLENEN RESİMLER

Turan 13.jpg
Turan 13.jpg


Turan 12.jpg
Turan 12.jpg


Turan 11.jpg
Turan 11.jpg


Turan 10.jpg
Turan 10.jpg


Turan 9.JPG
Turan 9.JPG


Turan 8.JPG
Turan 8.JPG


Turan 7.JPG
Turan 7.JPG


Turan 6.JPG
Turan 6.JPG


Turan 5.JPG
Turan 5.JPG


Turan 4.JPG
Turan 4.JPG


Fotoğraf Albümü

Dost Siteler

. Cıvarka köyü

. Grup Çağdaş

· Tatan Köyü

· Sarıc Köyü

. Varto sitesi

· Gulık Köyü

· Omcalılar Sitesi

· Fersoylular Sitesi

· Vartoder

Karlıova Şoruk Köyü

 

 

 

SON DAKİKA

E-Devlet Linkleri
 
Online Hizmetler

FAVORİ RESİMLER 1

yoldas2.jpg
786 görüntüleme


yün yıkanması.jpg
754 görüntüleme


çoloğlu 4.JPG
600 görüntüleme


IMGA0965.JPG
590 görüntüleme


amojun eyşe.jpg
572 görüntüleme


Fotoğraf Albümü

SAĞLIK KÖŞESİ
 ..::Saglik::..
     Böbrek Sagligi
     Göz Sagligi
     Kalp Damar
     Kulak Burun Bogaz
     Kanser
     Bulasici Hastaliklar
     Kadin Sagligi
     Erkek Sagligi
     Çocuk Sagligi
     Çocuk Sagligi 2
     Çocuk Hastalikları
     Gebelik
     Bebekler
     Ilk Yardim
     Ilk Yardim 2
     Hastaliklar
     Dis Sagligi
     Genel Saglik

HABER ARŞİVİ

 

VEKİLİMİZ DEMİR ÇELİK KÜRT DİL BAYRAMI HAKKINDA MECLİSTE KONUŞTU
  

Ana dil ya da dil, bir insanın doğuştan kazandığı birinci kuşak insan hakları olarak yorumlanır. Ana dil, bir topluluğun, bir halkın özgürlüğünün kendisidir.
Dil, bir toplumun, bir halkın özgürlüğünün kendisi ise o hâliyle geliştirilmeye, büyütülmeye, güncelleştirilmeye ve çağcıl bir noktaya taşınmaya da muhtaç bir konudur. O açıdan da dilin özgürlüğü, anayasal, yasal ve hukuki çerçeveye kavuşturulup günlük yaşamdan eğitime, iletişimden yayıncılığa, düşünce ve ifade özgürlüğünden örgütlenme özgürlüğüne dair her türlü siyasal ve sosyal statüye kavuşturulmasının kendisidir.

Yaradan’ın, Allah’ın biz insanlara, biz kullara bahşettiği, halkları ve toplulukları birbirinden ayırt eden en temel karakteristik özellik olan dil, binlerce, on binlerce yıl, tarihin geçmişinden, insanlığın ilk çıkışından bugüne birikerek, biriktirerek, sanatsal, siyasal, kültürel ve sosyal yaşamda değerler üreterek bugüne gelebilmiştir ve bugün itibarıyla 193 ulus üniter devlete rağmen 6 bin civarında birbirinden farklı fonetik sese, birbirinden farklı gramere ve lehçelere ayrıştırılan ve ayrılan bu dil, ne yazık ki asilimisyonist ulus üniter devletleri tarafından birçoğu baskılanmış, ötelenmiş, bu yönüyle de unutulmaya ve yok olmaya yüz tutmuş bulunmaktadır.

İnsani olan, aynı zamanda, Yaradan’ın biz insana bahşettiği bu temel karakteristik özellik milliyetçi şoven dalgalarla bugün yok olmuşsa, yok olma riskiyle karşı karşıyaysa bu insani noktada kabul edilebilir bir durum değildir. Bu açıdan da insanlığın ortak mirası olan tarih gibi, kültür gibi dil de insanlık tarafından ve bizler tarafından büyütülmeye, geliştirilmeye ve kendisini sanatsal, siyasal, kültürel alanda ifade etmesine olanak taşıyacak bir duyarlılığa da muhtaç bir konudur.

Bu yönüyle, günümüz ulus üniter devletlerin insanlığa mutluluk getirmediği ama her dile, her kimliğe, her halka da bir devlet olmayacağından hareketle, mevcut devletlerin demokratikleştirilmiş, niteliği ve içeriğinde her rengin, her çiçeğin, her dilin ve her kimliğin kendini görebildiği, bulabildiği, geliştirebildiği; sanatsal, kültürel, inançsal ve sosyal alanda kendisini büyütebildiği bir olanak günümüz evren hukukunun devletlere, toplumlara yüklediği bir görevdir.

O açıdan da demokratik, sivil bir anayasayı yapma arifesinde olduğumuz bir süreçte, başta Kürtçe olmak üzere, Lazcanın, Çerkezcenin üzerindeki baskıların kaldırıldığı, bu dillerin kendisini geliştirebildiği, her türlü alanda, başta sosyal ve kültürel olmak üzere eğitimde ve kamusal alanda kullanılmasının önündeki engelleri kaldıran, kendilerini geliştirmesine olanak sağlayan, devletin vatandaşı olmaktan ileri gelen bu halkların, bu bireylerin de eşit, özgür vatandaş olmaktan ileri gelen haklarını kullandırmasına fırsat vermek, bu ana dillerini, yani annelerinden ilk altı aydan itibaren almaya başladığı fonetik sesleri geliştiren, sanatta edebiyatta, tiyatroda sinemada, güncel sosyal yaşamda kullanabilecekleri bir duruma getirmek hepimizin görevi olsa gerek. Hele hele halktan aldığı temsilî iradeyi halka yansıtmak gibi bir görevi ve rolü olan Meclisin herkesten ve her kurumdan önceliği bu olmalıdır. Çünkü bu, Tanrıdan; bu, insanlıktan; bu, tarihten bize miras kalan en önemli özelliğimizdir, bu özelliğimiz büyütülmelidir, geliştirilmelidir diyor, saygılar sunuyorum.

Muş Milletvekili Demir ÇELİK

 

ALTI FİDANIMIN ANNELERİNE
  

Matemin çalgısını kurşunlar çalar

Henüz sakalsız, gencecik nazlı ellerde kına yakılmamış

Toprakta kavga, dağlarda isyan, Güneşte umut aradılar

Annelerimin altı fidanı.


Özgür memleket, mutlu yaşam için bedel oldular

Derindiler kavganın arasında, dinmeyen acılara ortak oldular

Sızlamıştı doğanın gülü, kızıl toprağa düşer gibi

Gök gürlerdi, gece karanlığında

Hüzünlü bir bekleyişti, Annelerin bakışı.



Dokunulmamış ebrular misali bedenleriyle ölüme yattılar

Yenilmediler zalimlere, kızıllaşan şafak güneşine koştular

Yüreklerinde bir ülke yarattılar, ağustos sıcaklığında

Göklere sığmadı özgürlük sevdaları

İnsanlık ateşinde direndiler. Annelerimin altı fidanı.



Ufuklar ötesinde yurt aradılar bir sonbahar vakti

Bakışlarında duygular akardı ilkbahar ırmaklarına

Gözleriyle öylesine gülüyorlardı ki cemrelere



Açılmamış bir gonca vardı mahsum yüzlerinde

Bağırmak istiyorlardı gündüzlere neden gecelere bürünmüşler diye

Özgürlük güvercinleri gibi kanatlandılar. Annelerimin altı fidanı.

Bir ülkeyi çarmıhından indirip mevsimlere saldılar

Söyleyemediler iklimlerin ihanetini

Ne yarimiz var. Nede anamız sallasın beşiklerimizi

Ağacın yeşil dalında yaprak salkımı sandılar. Yitik ülkeyi

Yaban gülünü diktireceklerdi, taşların üstüne

Öfkeleri yarım kaldı. Annelerimin altı fidanı.

Yoldaşlarımı güzel gülüşleriyle anlatacağım yarınlara : Çepanik

Gözlerimden gizlice akan yaşlarda anımsayacağım : İsmail Benav

Rüzgarın esintisinden arayacağım menekşeleri : Berivan

Yağmura, Doluya, Kasırgaya, Rüzgara kim bağlamayacağım : Kani

Mazlumun haykırışını masumiyet gülüydü diye yazacağım : Zoran

Küçük yüreğine yeni bir yaşam arayışıyla koşmuştu ülkesine : Karker

Bugünkü Anneler günü, Annelerimin altı fidanına armağan olsun.

Anneler gününüz, Yıldızların mavi desenleri gibi kutlu olsun.



Yazışmak üzere KORİBABA\'NIN gölgesinde kalın.

Tunay BİNGÖL

 

KONGRE’YLE BARIŞA, EŞİTLİĞE, ÖZGÜRLÜĞE...12-13 MAYIS’TA ANKARA’DAYIZ
  

15-16 Ekim 2011’de, Kuruluş Genel Kurulu’nda, hep birlikte yeni bir meşaleyi tutuşturmuş, büyük bir heyecan ve coşku içinde Kongre’mizin ilk adımını atmıştık. Altı aylık bir zaman diliminden sonra, şimdi de barış, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ateşini yakmaya hazırlanıyoruz...
Kısa, ama önemli deneyimler kazandığımız, birbirimizden, hayattan ve gelişmelerden öğrenerek sonuçlar çıkardığımız bir süreç yaşadık ve yaşıyoruz. Yılların birikimi, onca deneyim, onca girişimden sonra canlı, direngen ve umut dolu yanımızla başlattığımız Kongre Girişimi, Türkiye’nin önemli toplumsal örgütlenme modellerinden biri olma yolunda ilerliyor ve yavaş yavaş egemen güçler karşısında demokratik bir siyasal seçenek haline geliyor.

Altı ay önce başlattığımız çalışma yerellerde yaygınlık ve güç kazanıyor. Özel günlerde, canımız yandığında bir araya geldiğimiz, geçici platformlarla yetindiğimiz durumdan, birlikte mücadele etmenin olağanlaştığı bir sürece doğru yol alıyoruz. Bu kalıcı birlikteliğin kök salması, halka, emekçilere, işçilere, aydınlara dayanması için yeni politik kültür yaratmanın heyecanıyla ilerliyoruz.

Hemen her kesimden ve çevreden gözlerin ve dikkatlerin HDK’ye yöneldiğini biliyoruz, görüyoruz. Yetersizliklerimiz, zayıflıklarımız olmakla birlikte, her tutum ve girişimimiz gücümüzü ve güvenimizi arttıran hamleler oluyor. Kongremiz daha şimdiden, Türkiye gibi çok kimlikli, çok inançlı, çok kültürlü, çok dilli bir ülkede geleceğin güzel günlerini örebilecek düşünce ve eylemin odağı olmaya başladı.

Newroz’da halklarımızın gösterdiği tutum, HDK’nin düşünce ve eylem yönünü perçinledi. Türkiye’nin karanlık ve acılarla dolu tarihinin sorgulanmasında, soykırım ve katliamlar karşısındaki yaklaşımımız halkları birbirlerine yaklaştırdı. İşçi sınıfının, emekçilerin, ezilen ve sömürülen halkların “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs”ta ortaya çıkan olumlu tablo, kutlamalardaki yaygınlık, Kürt halkının “Newroz ateşiyle 1 Mayıs’a hazırlanıyoruz” tutumu, HDK’nin gücünü ve desteğini arttırdı.

Dayanışmaya, mücadeleye, birlikte örgütlenmeye ve güçlü ses çıkarmaya duyulan ihtiyaç, HDK’yi Türkiye’nin önemli hareketi olmaya aday kılıyor. Dipten gelen hareket, gücümüzü her geçen gün biraz daha açığa çıkarıyor.

Farklı kimliklerden, inançlardan, kültürlerden halklarımız, eşit, özgür ve kardeşçe bir geleceğin kurulabileceğinin umut ışıklarını görüyor. Farklı siyasi geleneklerden gelenler, Halkların Demokratik Kongresi’nde, yeni bir mücadele birliği, kararlı bir duruş sergilemenin yarattığı atmosferi soluyor. Suya atılan taşın oluşturduğu halkaların yarattığı tabloyu görmek, tüm emek, demokrasi, barış ve özgürlük güçlerini mutlu ediyor.

12-13 Mayıs’ta Ankara’dayız. Türkiye’nin dört bir yanından, eşitlik ve özgürlük için; emeğin hakkı, barış ve demokrasi için; tüm renklerimizle, farklı dillerden sesimizin birbirine karışarak oluşturduğu insanlık korosuyla; dirençle, umutla Ankara’da Genel Kurulumuzu yapıyoruz.

Demokrasinin, eşitliğin, özgürlüğün, emeğin hakkının, barışın kazanıldığı bir Türkiye yaratma mücadelesinde güçlü ve kararlı adımlarla ilerliyoruz. Yeni bir döneme, daha etkin, güçlü, kapsayıcı ve mücadeleci bir sürece, daha çok deneyim edinmiş olarak giriyoruz. Büyüyerek, genişleyerek, öğrenerek, birbirimizden destek ve güç alarak yürüyoruz.

Delegeler olarak, yerel yürütmelerde ve meclislerde aktif çalışanlar olarak 12-13 Mayıs’ta Ankara’da gerçekleştireceğimiz Genel Kurul’da yaptıklarımızı değerlendireceğiz; çıkaracağımız sonuçlarla geleceğe daha etkili müdahale etmenin zeminini güçlendireceğiz...

Halkların Demokratik Kongresi

 

EV İŞÇİLERİNİN MUCADELESİ MECLİSTE
  

İmece Kadın Sendikası Girişimi’nden Kemalbay, Sebahat Tuncel’in ev işçiliğiyle ilgili araştırma önergesinin, gerçekçi bir tablo oluşturulmasını sağlayacağını belirtiyor: “Ev işçilerinin sosyal güvenceye kavuşması ve diğer işçilerle eşit haklara sahip olma mücadelelerine katkı sunacaktır.”
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekili Sebahat Tuncel, Türkiye\'de ev işçilerinin güvencesiz iş gücünün ne kadarını oluşturduğunun tespit edilmesi, ev işçiliğinin nicelik ve nitelik olarak tanımlanması, iş kazalarının istatistiklerinin çıkarılması ve çözüm önerilerinin çıkarılması için bir meclis araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi.

İmece Kadın Sendikası Girişimi\'nden Serpil Kemalbay, bu önergenin ev işçilerinin sorunlarının görünür kılınması için çok önemli olduğunu, yapılacak resmi araştırmadan çıkacak somut verilerin ev eksenli çalışanların mücadelesine katkı sunacağını söylüyor:

\"Ev işçilerinin, gündelikçi kadınların durumu oldukça kötü. İş kazaları, meslek hastalıkları, çalışma şartlarının olumsuzluklarını yaşıyoruz ve uzun süredir bu konuya dikkat çekmeye çalışıyoruz. Ama çeşitli gerekçeler gösterilerek ev işçilerinin talepleri gözardı ediliyor. Bu da şimdiye kadar konuya dair hiçbir istatistik yapılmamasından kaynaklanıyor. Kimse ne kadar ev işçisi olduğunu, kaçının meslek hastalığı ya da iş kazası geçirdiğini, kaçının taciz-tecavüz-mobbing gibi ayrımcılıklarla yüzyüze olduğunu bilmiyor. Bu konu bir belirsizlik, bilinmezlik içinde. Eğer resmi bir araştırma yapılırsa ev işçiliğiyle ilgili bilimsel, gerçekçi bir tabloyu karşımıza alıp, onun üzerinden konuşabileceğiz. Bu tablonun çok çarpıcı olacağı kesin

\"Aslında bunlar bilinmiyor değil ama somut verilere dayanmak bizim mücadelemizde kullanacağımız araçlardan bir tanesi. Hem ev işçilerinin kendi durumlarını görmesi hem de ev işçilerinin sorunlarını çözmekten sorumlu olan kurumlara yapacağımız baskı açısından önemli. Dolayısıyla bu önerge de çok önemli.

\"Daha önce konuya yönelik bilimsel veriler çıkarılması için başvurduğumuz Çalışma Bakanlığı müsteşarı TÜİK\'e başvurmamızı söylemişti. Ama biz biliyoruz ki bizim İmece olarak TÜİK\'e başvurduğumuzda bizi orada ciddiye almayacaklar. O nedenle bunun meclisten talep edilir olması çemberi daraltacaktır.

\"Umuyoruz ki bu önergenin sonucunda somut bir adım atılsın. Bu ev işçilerinin sosyal güvenceye kavuşması ve diğer işçilerle eşit haklara sahip olabilme mücadelelerine katkı sunacaktır.\"

Ev işçiliği tanımlanmalı, sigorta imkanı sunulmalı

Tuncel\'in meclise sunduğu önergede hem mevcut duruma dikkat çekiliyor hem de somut çözüm önerileri sunuluyor. Araştırma önergesinden bazı satırbaşları şöyle:

* Ev işçilerinin sayısına ve çalışma koşullarına dair mevcut ulusal bir veritabanı yok.

* Türkiye\'de ev eksenli çalışanlara dair hiçbir hukuki düzenleme ve güvence bulunmuyor. Öncelikle ev eksenli çalışma\" ve \"ev işçiliği\"nin kanunlarca tanımlanması gereklidir.

* \"İsteğe bağlı sigorta\" seçeneği, kadınların çoğunun aldığı ücretin düşüklüğü ve işlerinde sürekliliğinin olmadığı göz önünde bulunduğunda sorunu çözmüyor.

* Kadınların çalıştıkları evlerde yaşadıkları taciz, mobbing karşısında hukuken haklarını aramaları ya da bu sorunu çözecek bir devlet kurumuna gidebilmeleri mevcut durumda olanaksız.

* Meslek hastalıkları iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmamasından kaynaklanıyor. Tüm şirketler için geçerli olan denetim mekanizması ev-eksenli çalışma koşullarında uygulanmıyor.

* ILO\'nun 189. nolu \"Ev işçilerine insanca iş\" sözleşmesinin hükümet tarafından onaylanarak, iç hukukun bu sözleşmeye göre düzenlenmesi sorunun çözümü için önemli bir adım. Fransa örneğinde olduğu gibi gündelikçi ev işçilerine ücret çeki uygulamasıyla sosyal güvence kapsamına alınabilir. Fransa\'da ev işçisine gazete bayiinden ya da marketten kolayca ulaşılabilecek ücret çekleri ile ödeme yapılıyor. Bankalarda çek bozdurulurken işçi kayıta da alınıyor ve sigorta primleri kesiliyor.

* Ev işçilerinden sigorta primi kesilmemesinin sağlanması ve kesilmesi engellenemiyorsa da sigorta primleri sembolik bir miktarda olmalı. Devlet daha önce defalarca belli gruplar için prim teşvikleri yasası çıkarmıştı. Yine benzer bir yasa çıkarılarak, sistem oturuncaya kadar en az 5 yıl boyunca ev işçilerinin sigorta primleri devlet tarafından genel bütçeden karşılanması sağlanabilir.

(ÇT)

 

ÖZGÜRLÜĞÜN ŞEREFİNE
  

Uluslararası Af Örgütü\'nün mutlu zamanlarda ve zor zamanlarda söyleyebileceği, kendine ait bir şarkısı olması lazım: Hem küçük hem devasa zaferlerini kutlamak, kayıpları için teselli bulmak ve acılarının üstesinden gelmek için.
Aralarında Marianne Faithfull, Jane Birkin ve Sussan Deyhim gibi isimlerin yer aldığı 50 müzik insanı Uluslararası Af Örgütü\'nün 50. yaşını kutlamak için bir şarkı hazırladı.

Dünyanın her yerinde sürdürülen insan hakları mücadelesine adanmış olan \"Toast to Freedom\" (Özgürlüğün Şerefine) adlı şarkı, Woodstock\'taki ünlü The Barn stüdyosunda kayıt edildi. iTunes and Amazon\'da satışa sunulan şarkının satışından elde edilecek tüm gelir Uluslararası Af Örgütü\'ne gidiyor.

Sözlerini Carl Carlton ve Larry Campbell\'in yazdığı şarkının adı Uluslararası Af Örgütü\'nün kuruluşunu simgeleyen hikâyeye atıf yapıyor.

Kendi anlatımına göre, örgütün kurucusu avukat Peter Benenson 19 Kasım 1960\'ta metroda yolculuk ederken gazetede bir haber okur. Haber Portekiz\'de iki öğrencinin özgürlüğe kadeh kaldırdıkları için tutuklanarak yedişer yıl hapse mahkûm olduğunu anlatmaktadır. Hissettiği öfke ve çaresizlik duygusuyla metrodan inen Benenson, kiliseye girip bu iki öğrenci için bir mum yakar ve arkadaşlarıyla bir araya gelip harekete geçer.

Af Örgütü\'nün kuruluş günü olarak kabul edilen 28 Mayıs 1961 günü The Guardian\'da yayınlanan makalesinde o günkü duygularını Benenson şöyle anlatıyor:

\"Gazeteyi her açtığınızda dünyanın bir yerinde birilerinin, görüşleri yönetimler tarafından kabul edilemez bulunduğu için hapsedildiği, işkence gördüğü veya öldürüldüğünü görürsünüz... Gazete okurlarını sarmalayan çaresizlik duygusu hasta eder. Ama bu duygu ortak bir eylemliliğe kanalize edilebilirse etkili olabilecek bir şeyler yapılabilir\"

Bu makaleyle birlikte yoğun destek bulan ve uluslararası nitelik kazanan Uluslararası Af Örgütü halen dünyanın en fazla üyeye sahip hükümet dışı insan hakları kuruluşu.

Müzisyenler 50. yıldönümü için hediyelerini verirken \"Uluslararası Af Örgütü\'nün mutlu zamanlarda ve zor zamanlarda -hem küçük hem devasa zaferlerini kutlamak, kayıpları için teselli bulmak ve acılarının üstesinden gelmek için- söyleyebileceği kendine ait bir şarkısı olması lazım\" dedi.

(ÖD/HK) .

Şarkıyı dinlemek için TIKLAYINIZ:

 

İSTANBULDA İKAMET EDEN BİR KISIM KÖYLÜMÜZ İZMİT’TE PİKNİK YAPTI
  

İstanbul Gazi Mahallesinde oturan oturan Talip Yılmaz , Burhan Vural ve Erkan Bingöl İzmit’e gelerek Pazar gününü de fırsat bilerek dinlenme ve gezme amaçlı piknik yaptılar.
Aralarına ,İzmit’te Kocaeli Üniversitesi Edebiyat fakültesinde okuyan köylü genç kızımız Zana Yılmaz ve yine Kocaeli’nde ikamet eden Ali Rıza Vural ve Gülfer Vural’ıda alarak maşukiye mesire alanına gittiler.

Hoş köy sohbetlerinin yapıldığı alanda nefis doğa manzarası büyüleyici idi. Alan köyümüz deri ini bölgesine benzediğinden hepimiz için ayrı bir önem kazandı.

Günün sonunda hoş sohbetlerin ve biriken özlemlerin kısmende olsa giderilmesi ile piknik amacına uygun sonlandırıldı.

Haber:badankoyu.net


 

PLATFORM:1 MAYIS 2012
  

1886 yılında sekiz saatlik işgünü hakkı için mücadele ederken idam edilen ABD’li isçi Spies, yargılandığı mahkemede söyle haykırıyordu; \"Bizi asarak isçi hareketini, milyonları, yoksulluk içinde çalışan milyonlarca isçiyi kendisine çeken bir hareketi yok edeceğinize inanıyorsanız durmayın, bizi asın! Burada bir kıvılcımı yok edeceksiniz, ama orada, önünüzde ve arkanızda, her yerde başka kıvılcımlar çakacaktır. Bu, içten içe yanan bir ateş. Bu ateşi söndüremezsiniz.\"
Spies ve aynı mücadeleyi yürüten arkadaşları Parsons, Engel, Fisher 11 Kasım 1887’ de idam edildi. Bu olay isçi sınıfı tarihine \"Kara Cuma\" olarak geçti.

Yoldaş işçiler! 1 Mayıs geliyor, bütün ülkelerin işçilerinin sınıf-bilinçli bir hayata uyanışlarını, insanın insan üzerindeki her türlü zulüm ve baskısına karşı mücadelelerindeki dayanışmalarını, emekçi milyonların açlık, yoksulluk ve aşağılanmadan kurtulmak için yürüttükleri mücadelelerini kutladıkları gün. Bu büyük mücadelede iki dünya karşı karşıya duruyor: sermayenin dünyasına karşı emeğin dünyası; sömürünün ve köleliğin dünyasına karşı kardeşliğin ve özgürlüğün dünyası! Lenin’in 1904 deki 1 Mayıs çağrısı;

“Biz işçi sınıfı hareketiyiz, onun öncü müfrezesiyiz. Köylü hareketi asla değil. Ülkemizin bugün ki somut şartları bize köylülükle ilgili görevler yüklüyor, ama bu geçicidir, bizi asıl görevimize yaklaştıran geçici bir adımdır. Köylülük, kitle olarak, bir bütün olarak, ‘üretim araçlarının özel mülkiyeti alanında\' bulunmaktadır. Kapitalist toplumun temelinin muhafazasından yanadır. Köylülük, modern sanayi karşısında dağılan ve yok olmaya doğru giden bir sınıftır. Oysa proletarya, mülkiyetle bütün bağlarını koparmıştır. Modern sanayinin özel ürünü ve asil ürünüdür. Bu nitelikleri dolayısıyla da, toplumun bütün emekçi kesimlerinin, bu düzenden acı çeken insanlığın tümünün kurtuluşunu, tarih işçi sınıfının omuzlarına yüklemiştir. İşte biz, bu sınıfın öncü müfrezesiyiz. ” İbrahim Kaypakkaya seçme yazılar sy.36-37

“Türkiye proletaryasının milli demokratik devrimde öncülüğü için objektif şartlar vardır”. Sözünde kastedilen şu andaki fiili bir öncülüğü değildir “Ülkemizde proletaryanın milli demokratik devrimde öncülüğü için objektif şartlar mevcuttur” demek, “Türkiye’nin erişmiş olduğu iktisadi gelişme seviyesi, milli demokratik devrim stratejisine uygundur; objektif gücü bakımından Türkiye proletaryası bu mücadeleyi omuzlayabilecek bir potansiyele sahiptir” demektir. Mahir Çayan sağ sapma devrimci pratik ve teori sy 28-29

“Yaşasın Türkiye Halkının Bağımsızlığı! Yaşasın Marksizm-Leninizm’in Yüce İdeolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Bağımsızlık Mücadelesi! Kahrolsun Emperyalizm!” Yaşasın işçilerin birliği Deniz Gezmiş.

Bilincimiz 1 Mayıs işçi bayramı şavkı, yüreklerimizde bu günün ruhu ve gözlerimizde coşkusu var oldukça hiç bir güç onu gürül gürül yaşatmamızı engelleyemez.

1 Mayıs işçi bayramı, dil, din, ırk ayırımı yapılmadan dünyada kutlanan emekçi işçi bayramıdır!

1 Mayıs işçi bayramı, kızıl siyasi iktidar perspektifinde ilerleyen gerillanın namlusundan çıkan kızıl kurşundur!

1 Mayıs işçi bayramı, şehirlerde ve kırlarda düşmanın beyninde patlayan partizan öfkesidir!

1 Mayıs işçi bayramı, Karadeniz dağlarını kızıllaştıran, gerillaların savaşıdır!

1 Mayıs işçi bayramı, İbrahim’lerin, Mahir’lerin, Deniz’lerin, Mazlum’ların mazlum halkların direnişleri ile yol göstermesidir.

1 Mayıs işçi bayramı, gösterilerinin güçlü olması, 1 Mayıs işçi bayramı ilkeli-disiplinli-geniş devrimci eylem birliklerine, sıkı dayanışma içinde militan direnişler gösterilmesine bağlıdır.

1 Mayıs işçi bayramı, devrimci içeriğine uygun şekilde yaşatmaya hazır olan devrimci demokrat güçler, birlik-dayanışma-mücadele duygusunu da en sıcak biçimde yaşamalı ve yaşatmalıdırlar öyle ki bu duygu katılan kitleleri de sımsıkı sarsın.

1 Mayıs işçi bayramı, Metropollerdeki gecekondularda patlayan Molotofun içindeki fitildir!

1 Mayıs işçi bayramı, Kürt halkının yaşlı, genç demeden serhıldan jiyane, berxweedan jiyane şiarını alanlarda haykırmasıdır.

1 Mayıs işçi bayramı, güçleri birleşmenin adıdır!

1 Mayıs işçi bayramı, umuda yolculuğun adıdır!

1 Mayıs işçi bayramı, direnen halkların özgürlük meşalesidir!

1 Mayıs işçi bayramı, Halkların kardeşliğinin adıdır!

1 Mayıs işçi bayramı, Bütün Dünyanın İşçileri BirleşinI



1 Mayıs işçi bayramı, Enternasyonal Proletaryanın en anlamlı birlik mücadele ve dayanışma günüdür!

1 Mayıs işçi bayramı, yaklaştığında karnaval havasında heyecan kuşatır işçinin ve mazlumun ruhunu. Hareket umudu ve umut bilincinde beslediği hayali gerçekleştirir yarına dair eyleminde. Şiar olur, türkü olur, tüm haykırışlarda.

1 Mayıs işçi bayramı, her türlü hak alma çabasının ve mücadelesinin baskı ve şiddet ile durdurulmak istendiği, hapishanelerdeki tecrit uygulamalarının devam ettiği, kentsel dönüşüm adı altında kentlerimizin yağmalandığı, kâr uğruna çevrenin talan edildiği, sağlık ve eğitim alanın ticarileştiği, kadın cinayetlerini artıran anlayışın yayıldığı, gazetecilerin, sendikacıların tutuklandığı, zorun ve baskının hâkim olduğu, ülkenin Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetildiği bir devlet yönetiminin çarkını kırmak için baş kaldırma günüdür!

1 Mayıs işçi bayramı, onur kırıcı köleliğe karşı isyanı engellemek için seferber olan sermaye düzeninin bekçileri, bir yandan baskı ve terörün dozunu artırırken, öte yandan emekçilerin bilincini ırkçı-şovenist zehirle felç etmek, şeriat karanlığı ile körleştirmek için her türlü yola ve yönteme, hileye ve araca başvuranlara dur deme günüdür!

1 Mayıs işçi bayramı, işçi sınıfının örgütlü devrimci bir güç olarak davranamadığı bu koşullarda, işbirlikçi burjuvazi meydanı boş sayıyor ve emekçilere karşı pervasızlıkta sınır tanımıyor. Demokratik hak ve özgürlükler ortadan kaldırılıyor, devlet terörü azgınlaştırılıyor. Şovenizm azdırılarak öteki halklara düşmanlık körükleniyor, faşist çeteler kullanılarak linç kültürü meşrulaştırılıyor. Özgürlük ve eşitlik isteyen kardeş Kürt halkına karşı kirli savaş tırmandırılıyor. Bu zulme dur deme günüdür!

1 Mayıs işçi bayramı, işçi sınıfın Halkların kardeşliği temelinde mücadeleyi yükseltme yılı olsun. Artık kimi kavramların ve tarzların ciddi olarak sorgulanma zamanı gelmiştir.

1 Mayıs işçi bayramı, Mürit olmayı değil, Devrimci olalım. Genel anlamda devrimci değil, Proleter devrimci olalım. Hazır reçeteci kolaycılığı değil, bilimsel kuşkuculuğu ve kaygıyı elde bırakmadan; araştıran, sorgulayan gerçekçi sonuçlar edinmeyi sağlayacak pratik çabalar içinde olalım.

1 Mayıs, 2012, İşçi bayramı Kafa tutma cüretimizi; Marksizm-Leninizm ve Maoizm kızıl güzergâhında onun bilimi ile buluşturalım.

1 Mayıs, 2012, işçi bayramı başta devrim şehitleri olmak üzere 1977 1 Mayıs şehitlerinin, Alevi ve Kürt katliamlarının faillerinin yeniden yargılanacağı, Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yollarla çözüme kavuşması için alanlarda olalım.

1 Mayıs, 2012, işçi bayramı Doğuda ve Ortadoğu”da ezilen halklar üzerindeki emperyalist savaş naralarının son bulması için, ülkemizde ve dünyada ötekileştirilmiş halkların örgütlenerek kendi yaşamsal haklarına sahip çıkacağı ve bu anlamda örgütlü mücadelenin doruğa çıkacağı bir 1 Mayıs, İşçi bayram olmasını diliyorum.

1 Mayıs, 2012, İşçi bayramı ülkemizde Komprador patron ağa devletinin düzeninin son bulması için devrimci güçlerin birlikte hareket edeceği bir 1 Mayıs diliyorum.

1 Mayıs işçi bayramında umudu ve isyanı büyütelim ki; sömürü, baskı ve talan düzeni yıkılsın! Yaşasın İşçilerin Birliği, Mücadelesi ve dayanışması!..

Barış AYDIN

 

ALİ BİNGÖL ABİMİZİN TEDAVİSİNE ALMANYADA DEVAM EDİLECEK
  

5 Nisan günü geçirdiği beyin kanaması sonrası kaldırıldığı İstanbul Haseki Hastanesindeki iki haftalık tedavisinin ardından ailesi ve yakın dostlarının talebi ve girişimi sonucunda ikamet ettiği Almanya Düsseldorf kentine ambulans uçakla tam teşekküllü bir hastaneye kaldırıldı.
Tedavisinin bundan sonraki kısmını bu hastanede geçirecek olan Ali Bingöl abimiz ile ilgili sitemize bilgi veren Türkan Bingöl ablamız hastalarının durumunun şimdilik iyi olduğunu, olumlu gelişmelerin yaşandığını ve iyileşeceği konusundaki inaçlarının çok güçlü olduğunu söylüyerek sitemiz aracılığı ile teşekkür mesajı yayınlamamızı rica etti.

Hastalığının ilk gününden bu güne kadar bizimle aynı üzüntüleri paylaşan hastaneye gelerek biz güç vererek desteklerini sunan ya da telefonla geçmiş olsun dileklerini ileten tüm dost ve akrabalarımıza minnettar olduklarını , bu vesile ile,

Ankaradan Milletvekilimiz Demir Çelik’e , Songül Çelik’e , Ferruh Çelik’e ve Rahmi Karakış’a

Antalya’dan Haydar Bingöl’e

Isparta’dan Halis Bingöl’e

Varto’dan Halis Vural’a

Badan köyümüzden Halit Tekdal ve Hayriye Kalkan’a

Düsseldorf ‘tan Abbas Bingöl’e, Tunay Bingöl’e Erdal Gündoğdu’ya, Murat Önder’e Cemal Uçar’a, ve Gönül Aktaş’a

Berlin’den Ağa Bingöl’e, Fatma Bingöl’e, Talip Bingöl’e, Filiz Bingöl’e ve Zeynel Fırat’a

Madrid’ten Halil Bingöl’e

Kocaeli’ndeki tüm köylülerimize

İstanbulda ki tüm köylülerimize

Gazi mahallesindeki tüm kapı ve komşularımıza

Ülkemizden ve yurt dışından telefon açarak geçmiş olsun dileklerini sunan tüm dost ve akrabalarımıza , Çok teşekkür ediyor, dualarınızın ve yakın ilginizin devamını diliyorum.

Türkan BİNGÖL- DÜSSELDORF

 

1972-1973-1974 DOĞUMLU KÖYLÜLERİMİZ İN İLKOKUL YILLARINDAKİ BİR RESMİ SİZLERLE P
  

1972-1973-1974 doğumlu köylülerimizin ilkokul dönemlerinden kalma bir resmi tesadüfen buldum. Siz sevgili köylülerimle paylaşmak istedim.
Facebook sayfasında gezinirken, rayber Celal Ak kardeşimizin paylaştığı resmi görünce çok sevindim. Resmi inceledikten sonra resimdeki 17 kardeşimi tanıyabildim. Sizlerde öncelikle o dönemin çocukları ve diğer köylülerimiz resmi inceledikten sonra kaç kişiyi tanıdılarsa, bu haberin altına yorum yapsalar hepimiz için iyi bir paylaşım olur.

Bu resmin sahibi, çok değer verdiğim , köyümüz gençleri üzerinde büyük emekleri olduğuna inandığım sevgili Yalçın Karaaslan Hocamızdır. Kendisine teşekkür ediyor, sağlık ve esenlikler diliyoruz.

Haber: Ali Rıza VURAL

 

KÖŞE YAZARIMIZ ETEM YILDIZ\'IN YENİ MAKALESİNİ SİZLERLE PAYLAŞIYORUZ
  

Öncelikle saygı ve sevgilerimle hepinizi selamlıyorum!

Değerli dostlar insan doğanın bir parçasıdır. Doğadaki hareketliliğin bir yaprağın yönünü belirlediği gibi, yaşamdaki diyalektikte tercihten bağımsız insanın yönünü, rotasını belirleyebilmektedir.
Doğadaki geçici tüm varlıklardan biri olan insan ebediyete tarifsiz, sayısız izler, buluşlar, icatlar bırakabilmektedir.

Şairin ‘’Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete’’ sözü ana temasında belirsizliği, netsizliği ve umutsuzluğu ifade etse de sür-git yaşama karşı bir sistem ve sorgulayan izlenim taşıdığı anlaşılmaktadır.

Hiçbir canlı varoluşunu ve doğuşunu ana rahmindeki tercih hakkına sahip değildir. Milattan 15 bin yıl önce Afrika çıkışlı peolotik çağla başlayan ve onu aşamalı olarak takip eden çağların oluş ve geliş hareketliğine paralel olarak ilk canlılaşmalar doğadaki hareketliliği ile ortaya çıkmaya başladılar.

Her şeyin ve tüm canlıların kaynağını ve canlılığını toprak ana’dan aldığı varlıklardan biri de insanlaşmaya doğru giden oluşum evresidir. Canlıların ilk evrimi en küçük bakteri hareketliliği ile belirginleşmiştir. Bunun anası da topraktır.

Topraktan filizlenen küçük bakteriler içinde bulunduğu kabuğu çatlatarak doğuşu gerçekleştirmiştir. Değişim dönüşüm evresiyle birlikte, adları değişen bu değişim çağları kendi özgünlüğüne göre dönüşüm göstermişlerdir. Bu doğal ve doğa işleyiş içerisinde üzerinde durmamızı gerektiren önem adleden dönemlerden biri de neolitik çağ ve sonrası olan ilkel komünal çağdır.

Bu iki çağ biz Kürt toplumunun kolektif ve komünal yaşam çağıdır. Mezopotamya coğrafyası olan Fırat ve Dicle nehrinin sulak havzalarında varlığını ortaya koyan bir dönemin başlangıcıdır.

Neolitik çağda analarımızın doğadaki toplayıcılığı ve erkeklerin avcılıkla yaşamını idare çabası toplumsal komünalleşmenin toplumumuzdaki en belirgin dönemi ve özelliğidir.

Bu dönemler aynı zamanda KUTSAL ANA dönemidir. İnsan yaşamını doğadan ve tabiattan beslediği, kendini yaşamsal kıldığı en paylaşımcı dönemdir. O verimli kutsal topraklarda ilk tarım ve hayvancılık döneminin başlangıcıdır. Bireyciliğin, bencilliğin akla bile gelmediği ilkelde olsa kabile ve klan (küçük aile) yaşamıdır. Ekilen ve biçilen ekinlerin ortaklaşa yapıldığı ve eşit dağıtıldığı dönemdir. Yılların ilerlemesiyle birlikte üretim ilişkilerinin daha da gelişmesiyle erkeğin doğa da gücünü arttırmasıyla komünal yaşam değerleri yavaş yavaş zayıflamıştır. Güçlenen erkek kadına hükmetmeye ve paylaşımcı özelliğini yitirmeye neden olmuştur. Her şeyi kendisinde merkezleştiren erkek iktidarlığın zorbalığını kullanarak, kadını sadece kendisinden yararlanılan bir cins haline dönüştürmüştür.

Bugün ki batı Avrupası da Mezopotamya da büyüyüp gelişerek yaşama dahil olmuşlardır kervanlar halinde yaşam arayışlarına düşerek bugün ki Avrupalılaşmayı sağlıyorlar. Yeni Mezopotamya’nın verimli topraklarının nimetlerinden yararlananlar bugün bu topraklarda yaşayanlara demokrasi ve insan hakları dersi vermektedirler.

Günümüzün kapitalist modern çağın iktidarcı egemen çağıdır. Demokrasi için egemenlerin tekelinde ve tasarrufunda olduğu, her şeyin onların yaşamlarına göre şekillendiği, belirlendiği bir çağı yaşıyoruz. Biz ve bizim gibi statüsüz toplumda bu öğütücü çağın çarklarında un ufak olmuş birey ve toplumlarız. Yaşamımızın bizden bağımsız işlediği sadece tabii olma durumunu yaşatmaktayız.

Tarihten günümüze üreten, yaratan bizler, artık sadece verilenle mutlu olmalı ve yetinmeli bunu böyle kabul ettiğimiz oranda yaşayabilirdik.

Oysa böyle olmalıydı. Bu cihan üzerinde bizlerde herkes gibi yaşamın en iyisini hak etmiştik. Hak ve adaletin herkes için olmasını istemenin bedelini veriyoruz.

Gerçek kardeşliğin sağlandığı, tam demokrasinin gerçekleştiği, herkesin özgür olduğu, hakça paylaşımı hayat bulduğu, bir dünya özlemiyle özgür günlerde görüşmek üzere herkese sonsuz sevgi ve saygılarımı sunar hayatınızda üstün başarılar diliyorum.

İbrahim Etem YILDIZ

Tekirdağ 2 nolu F tipi hapishanesi C-85 oda TEKİRDAĞ

 

VEKİLİMİZ DEMİR ÇELİK ORMAN VASFINI YİTİRMİŞ ARAZİLER ÜZERİNE MECLİSTE KONUŞTU
  

11 Nisan 2012 tarihli Orman vasfını yitirmiş arazilerin satışı ve 2/B kanunu teklifi üzerine vekilimiz Demir Çelik’in mecliste yaptığı konuşma
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; orman vasfını yitiren arazilerin hazineye devri ve satışına ilişkin kanun teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım, hepinizi şahsım ve partim adına saygıyla selamlıyorum.

Ormanlar, tarih boyunca hem insanlık adına hem medeniyet adına önemli işler ve rol görmüş değerli alanlardır. “Orman” denince tek başına ağacı algılamak, ağaca dair bir kısım şeyleri söylemekle sınırlı tutmak, hem bu tarihî geçmişe ihanettir hem de ormanın görmek istediği rolü, yüklendiği işlevi hiçleştirerek boşa çıkarmaktır. Orman hayattır, doğadır, tarihtir, toplumdur, kültürdür. İçinde barındırdığı canlı organizmayla, doğa üzerinde gördüğü işlevi itibarıyla da hepimiz tarafından önemle korunması ve kollanması gereken tarihî mirasımızdır, değerimizdir. Gerek su atmosfer dengesi gerek atmosferdeki karbondioksit, azot ve oksijen dengesi gerek erozyon ve toprak kayması gerekse barındırdığı canlı organizmayla, yabanıl yaşamla insan ve toplum yaşamında önemli bir yer edinir. Bütün bu özelliklerini ve değerlerini dikkate almadan, ona dair bir kısım yaptırımlara gitmezden önce bunu göz ardı etmek geleceğimizi gasbetmektir, geleceğimizi ötelemektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bakış açısına rağmen tarih boyunca önemli medeniyetlere beşiklik eden Türkiye ve Anadolu bulunduğu enlem ve boylamlar itibarıyla yüzde 80 oranında bir orman alanına sahip olabilme kapasitesi ve potansiyeline sahip iken, maalesef, şu an, toplam 780 bin kilometrekarelik ülke topraklarının ancak yüzde 27’si ormanla kaplı ve bunların da yüzde 12’leri oranında nitelikli, kaliteli diyebileceğimiz orman alanları olarak varlığını korumaktadır. Geri kalanı ya vasfını yitirmiş ya da yitirmek durumuyla karşı karşıyadır. Bu, bir yanıyla tarafınızdan inceden inceye analize tabi tutulması gereken bir realite olmaya devam ediyor. Biz ağaç olarak algılamaya devam eder, yerleşik alanlarının dönüştürülmesine dair bir kısım sorun ve problemlerinin giderilmesi amacına hizmet edecek mekânlara dönüştürmeye çalıştığımız andan itibaren geleceğimizi gasbedeceğimizi söylemiştim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; getirilmek istenen kanun yani vasfını yitirmiş orman alanlarının hazineye dönüştürülmesi ve satışına dair kanun teklifi bir yanıyla bağ, bahçe, fındıklık, fıstıklık ve zeytinlik olarak tarım ve ziraatı ilgilendiren, otlakları, yaylakları ve kışlakları ve merasıyla hayvancılığı ilgilendiren ama 17 bin orman köylüsü, ihtiva ettiği 9 milyonluk nüfusu, yetmiyor kasabası, ilçesi ve iliyle milyonlarca nüfusumuzu direkt ilgilendiren, bu boyutuyla da çevre ve kentselleşme politikalarımızın direkt alanına giren bir konudur. Es geçilebilinecek, üzerine yoğunlaşılmadan tartışılabilinecek bir konu olmaktan uzak, nitelikli, kültürel, sosyal ve siyasal politikalarımızın bizatihi şekilleneceği alandır.

Bu açıdan da bu kanun teklifi tartışılmadan, Meclise gönderilmeden ve getirilmezden önce meslek kuruluşları, bilim insanları, ilgili odaların fikirleri ve düşünceleri alınmaya muhtaç bir konu ama bununla birlikte direkt ya da endirekt bu olaydan ve kanundan etkilenecek toplum dinamiklerinin de dikkate ve sürece katılarak kanun süreci hazırlanmalı, tüketilmeliydi.

Bütün bu aşamalar yaşanmış değil. Bütün bu aşamalardan bağımsız, sadece ve tek başına bir kurumun, bir organın, bir bakanın ve iktidar partisinin “Ben yaptım” anlayışına hizmet edecek kadar da değerli ve önemli olan bir konu olduğunun altını çizmiştim. Soruna bu perspektiften yaklaştığımızda yapmaya çalıştığımızın ne denli geleceğimizi ilgilendirdiğini de dile getirmek, buna dair düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.

Elbette ki 17 bin köyümüzün, dolayısıyla 9 milyon civarında bu köylerde yaşamını sürdüren insanların, yüzlerce yıldır orman içi köyü vasfını koruyarak yaşamını sürdürüyor olması, bizim de onların yaşamını kolaylaştıran, destekleyen ve besleyen bir anlayışla hareket etmemiz anlaşılırdır, ahlakidir, etiktir, Meclisin de yapması gereken görevdir. Ama asıl ilgili odağı, alanı, orman içi köylü olması rağmen bunu aşan, daha çok orman vasfını yitirmeye dönük bir kısım alanları sanayiye, rantiyeye, kentsel ve yerleşke alanlarına dönüştürmeye hizmet edecek bir politikaya hizmet edecek bir kanun değişikliği, hem mağduru bir kez daha üzecek, mağdur edecektir hem de bir kısım çıkar odaklarına menfaat sağlayan bir konumda olacaktır.

Bu açıdan, ülkemiz, bir tarım ve hayvancılık ülkesi. Ülkemiz, aynı zamanda hızla gelişen, kalkınan, sanayileşmesi ve ekonomik gücüyle dünya ölçeğinde önemli bir niteliğe kavuşmak durumundayken, toplumuyla barışık olduğu kadar doğasıyla da çevresiyle de barışık yeni bir zihniyeti harekete geçirmemiz gerekiyor. Toplumu tüketen, hiçleştiren, doğayı tüketen, hiçleştiren bir algıdan bizatihi toplum içi barışı, toplumla doğa, doğayla insan arasındaki barışı da sağlayacak bir ilişkiyi var etmek durumundayız. Ama kırdan kente doğru yoğun göçün olduğu, sanayileşmenin Marmara’da biriktiği günümüz Türkiye’sinde bu algıdan uzak bir anlayış ve zihniyetle soruna yaklaşan geçmiş hükûmetleri ve günümüz Hükûmeti, İstanbul başta olmak üzere İzmit’inden Yalova’sına, Bursa’sına, sanayi adına ormanlarımızı, geleceğimizi, ortak mirasımızı tüketti. 30 kilometre uzunluğundaki Anadolu ve Trakya Yakası’yla İstanbul’un Karadeniz bağlantısı, bu zihniyetin ürünü olarak değerli ormanlar, vasfı yitirilmeye muhtaç duruma getirildi, tüketildi, oralara konakların, yazlıkların, villaların konulması ve çok katlı binaların yükseltilmesi düzeyine getirildi.

Hâlbuki “doğayla barışık olmak” demek “rüzgâr, su, güneş döngüsünü doğal mecrasına kanalize etmek” demektir. Siz, bu ormanları ortadan kaldırarak karbondioksit lehine atmosferdeki gazın oranına sebebiyet vermekle kalmayacak, aynı zamanda bu doğal etmenlerin de bizatihi bize, toplumumuza ve geleceğimize zarar verecek bir noktaya taşınmasına neden olacaksınız. Tükettiğiniz ormanlarla, karbondioksidin absorbasyonunun önüne geçmiş olan, dolayısıyla da atmosferdeki oranın yükselmesine yol açan, bu anlamıyla da sera gazı görevini gören karbondioksitle küresel ısınma riski, yarına dair, iceberg’lerin çözüldüğü, okyanusların, deniz seviyesinin yükseltildiği, ısınma probleminden kaynaklı mevsimlerin yer değiştirdiği, iklimlerin ve iklime dayalı yeni yaşam alanlarının evrimsel bir sürece tabi tutulduğu bir şeye doğal serüvene rağmen kendiniz imza atmış olacaksınız.

Bu anlamıyla, bu ve benzeri kanunlar inceden inceye geleceğimizi direkt ilgilendiren konular olması hasebiyle dikkate değer olmalıydı. Aynı şekilde, Balıkesir’den İzmir’e, Aydın’dan Muğla’ya, Antalya’dan Mersin’e dek kıyı şeridi, bacası tütmeyen sanayi adına turizme açtığımız 1980’li yıllardan bu yana bura ormanlarının kalitesi, niteliği kaybolduğu gibi bu ve benzeri kanunun çıkmasını fırsat bilen bir kısım çıkar odaklarının da hesabına hizmet edecek bir değişikliğe ya birlikte “Evet” diyeceğiz ya da bu fırsatçıların bir kısım hesaplarının aleti olmayarak “Dur” diyeceğiz.

Düşününüz ki, Toroslar’ın zirvelerinden yükselen nadide çam ağaçları, sedirler ya da makiler ya da Karadeniz’in o gür, bulunması bizatihi mümkün olmayan doğa harikası ormanlarını HES’lere kurban ederek, Kürt coğrafyasında az olan ormanı yine HES’lere kurban ederek bir geleceği hep beraber tüketiyoruz. Bu boyutuyla, bu kanun, tarafınızdan inceden inceye incelenmeye değerdir. Hele hele, afet riski kapsamındaki alanların kentsel dönüşmeye tabi tutulduğu bir kanun girişiminin de Meclisten çıkarılmak istendiği bir süreçte -vasfını yitirmiş ormanların satışına dair kanun teklifi birleştirildiğinde- ne yapılmak istendiğini görmemek için kör olmak gerekiyor. Yapılmak istenen, kentleşme adına, kent alanlarının ve mekânlarının yaratılması adına, bizatihi, doğanın tüketilmesine hizmet eden bir kısım kanun teklifleridir. Buna, biz “Evet” diyeceksek, bu kanunun çıkması adına bir çaba içerisinde olacaksak, bu, torunlarımızdan emanet aldığımız bugünümüzü heba etmek, gasp etmek, palyatif bir kısım çözümlerle sorunun, bizatihi, ertelenen, ötelenen bir noktaya taşınmasına vesile olmuş olacağız. Bu denli önem arz eden bir konuda, hepimizin, bir kez daha, bu konuya, hem bilim insanlarını katan hem ilgili meslek odalarını ve toplum dinamiklerini sürece katan bir süreci yeniden hazırlamak, buna dair bir kısım çalışmaları hep birlikte yürütmek durumundayız. Bunu yapmamak demek, yüzde 30’lara indirdiğimiz bu orman alanlarımızın sıfırlanmasına hizmet edecek politikalara hep beraber imza atacağız.

Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde, Van’dan İstanbul’a, sincabın bir ağacın dalından bir başka ağacın dalına konarak, sıçrayarak gidebileceğini söylediği 1650 yılının üzerinden üç yüz elli yıl geçmişken, biz üç yüz elli yılda bu orman değerlerimizi, ortak mirasımızı tükettik.

Ben 1960’lı yılların çocuğuyum. Muş’un Varto ilçesine bağlı Badan köyünde dünyaya geldiğim 1960’ta, köyümüzün hemen yanında ormanlar biterdi. Yakmak adına, ısınmak adına tükettiğimiz bu ormanları bugün arıyoruz, bulamıyoruz. Aynı şekilde, göçtüğüm 1990’daki Antalya’nın Duacı köyünde yükselen çam ağacı başta olmak üzere birçok maki bitkisi, yine oranın rantından yararlanmak isteyen zenginlerin, çıkar ve sermaye sahiplerinin yerleşkesine hizmet edecek bir döngüye o köy hizmet ettirildiği için, bugün orman vasfını yitiren ama herkesin özel bahçesi olarak etrafını tel duvarlarla ördüğü ve birbiriyle ilişkisi, sosyal teması olmaya bir mekâna dönüştürüldü. Yapılmak istenen bu mudur?

Belek’te, Kemer’de, Tekirova’da, Altınova’da ya da Bodrum’da, Kuşadası’nda yükselttiğimiz beş yıldızlı, yetinmediğimiz, yedi yıldızlı otellerle hem ormanı, orman dokusunu, canlı organizmayı tüketmekle kalmadık, kirlettiğimiz denizlerimizle deniz ürünlerimizi tükettik, denizler girilemez bir noktaya, Mavi Bayraklı denizlerimiz girilemez bir noktaya taşındı. İşte yapılmak istenen buysa, herkesten ve her kesimden önce Mecliste grubu bulunan siyasal partilerin karşı durması gerekiyor. Gelin, kıyı şeritlerimizin talanına, kentlerimizin ormanlık alanlarının talanına müsaade etmeden, mağdur olan, yüzyıllardır orman köylüsü olmaktan ileri gelen sorun ve problemlerle karşılaşan köylümüzün sorununu çözelim; köylümüzün hakkı olan ve kendisinin işlettiği, elli yıl, yüzyıl, yüzlerce yıldır işlettiği tarlayı yeniden satarak, yeniden onu satın alacak bir noktaya taşımadan, onun sorununu kolaylaştıran, onun bir şekilde hak sahibi olmasını, hukukuna saygılı olmayı esas alan bir yaklaşımla soruna yaklaşalım ama böyle yapmıyoruz, diyoruz ki: “Kullanıcısına, kiracısına öncelik tanınmak üzere, değilse, bunun adına Çevre Şehircilik Bakanlığı -yetinmiyoruz- TOKİ bu alanları Hazineden satın alabilme, satabilme, ihale edebilme hakkına sahiptir.” noktasında bulunur ve bunu devreye koyarsak yine kazanan, mağdur olan, mazlum olan köylü olmayacaktır. Kazanan, cebi dolu, hesabı milyon dolarla telaffuz edilebilen rakamlara sahip zenginler olacaktır ama bu Meclis halk iradesinin tecelli ettiği Meclisse, halk çoğunluğunun yani mağdurun, mazlumun, ezilenin çıkarına yani kamusal yararın yani toplumsal yararın olduğu bir kanunu çıkarmakla mükellefiz. Mükellefiyetimiz buysa, buna dair çıkış yollarını bulmak, buna dair yeni yaklaşımları geliştirmek de bizim temel anlayışımız olmalıdır.

Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak ülkenin her sorununda olduğu gibi bu sorunda da katılımcı demokrasiyi, şeffaflığı, hesap verebilirliği önemsiyoruz. “Ben istedim, ben yaptım.” anlayışı demokratik değil, adil değil. Bu açıdan da demokrasi yönetim tarzıyla yönetilen bir ülkenin siyasal, demokratik geleneğine de, düşüncesine de uyan bir tarz değildir.

Bu anlamıyla, biz, orman vasfını yitiren alanların satışı kanununu gündem dışı tutarak köylünün yani orman içi köylünün mağduriyetinin giderilmesine, haklarının teslim edilmesine dair yıllara sâri çözülemeyen, kangrenleşmiş sorununu çözmeyle kendimizi sınırlı tutup, alamayan, güç sahibi olamayan bu köylünün mutluluğunu, huzurunu esas almalıyız. Yoksa, gücü merkezde toplayan, gücü merkezde odaklaştıran, hizmetin üretilmesi ve yürütülmesindeki rasyonaliteyi dikkate almayan, yetkiyi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, TOKİ’ye ve benzeri merkezî yapılara devreden anlayış demokratik geleneğin anlayışı değildir, demokratik siyasetin anlayışı değildir. Bunu ifade ederek, ben, hepinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Haber:Seyit

 

ALİ ABİNİN TEDAVİSİ DEVAM EDİYOR
  

Yaklaşık bir hafta önce beyin kanaması teşisiyle hastaneye kaldırılan köylümüz Ali Bingöl abinin tedavisi devam ediyor.
En son pazartesi günü çekilen beyin tomografisinde , doktorların ifadesine göre beyinde ödem oluştuğunu, damarlarındaki tıkanıklığında beyne baskı uyguladığını bu yüzden hasta yakınlarının hastane değişikliği talebinin hasta için riskli olduğunu, gereken bütün tedavilerinin burada yapılacağını ifade etti.Ameliyat yapmak istediklerini ancak bunun alt yapısını oluşturmak üzere uygulanan bir tedavinin sonucunu beklediklerini söyledi.

Köylümüz Talip Yılmaz’ın sitemize verdiği bilgiye göre, hastane bahçesinde Ali abinin sevenleri, köylüleri ve dostları ile dolup taştığını söyledi.

Biz badankoyu.net olarak çok sevdiğimiz Ali abinin sağlık haberlerini sevenleri, dostları ve köylülerini bilgilendirmek için sürekli güncel tutmaya çalışacağız.

Hep beraber bir çocuğun masumiyetinde Ali abi için dua etmeye devam edelim.Hızır yardımcısı ve yoldaşı olsun.

Haber: Talip Yılmaz

 

KÖYÜMÜZÜN GRURU JOKEY NAZLI GÜL (ZELAL) KALKAN ESKİŞEHİR ‘DE DESTAN YAZDI.
  

Türkiye Binicilik Federasyonu tarafından Eskişehir Atlı spor kulübünde düzenlenen üç günlük yarışma ve atlı dayanıklılık yarışmasında gençler kategorisinde birinci oldu.
Kızımız Nazlı Gül (Zelal) Kalkan 50 Km’lik parkurda 30 ayrı kulübün ( 15- 30 ) yaş genç yarışçıları arasında birinci gelerek gururlu olmanın haklı sevincini yaşattı hepimize.

Konu ile görüştüğümüz köylü kızımız Nazlı Gül (Zelal ) Kalkan ‘ın çok mutlu olduğunu yaptığı bu sportif çalışmadan çok keyif aldığını, yakaladığı bu başarının arkasında kendisine destek sunan her kesin payının olduğunu söyledi

KÖYLÜ KIZIMIZIN BU BAŞARISINDA ,

Öncelikle kızlarına güvenerek, her türlü desteklerini sunan Anne –Babası ve kardeşlerine,,

Kızımızın bu yeteneğini fark edip ona öncülük etmeyi görev sayan Muş spor İl Müdürü Süreyya Yağlıoğlu’na ,

Binicilik yarışmalarına katılımını sağlayarak destek sunan Türkiye Binicilik Federasyonuna,

Genç kızımızı binicilik yarışmalarına hazırlayarak başarı göstermesinde büyük emekleri ve hizmetleri olan Antrenörleri Ahmet Zeki Sarıyer’e, Alexs İvarozki’ye ve Gamze Pelin Yıldız ‘a

Genç kızımıza destek sunan bütün dost ve arkadaşlarına

Sevgili kızımıza inanan ve katkı sunan bütün köylülerimize ve hemşerilerimize sonsuz teşekkürler.

Haber: badankoyu.net

 

KÖYLÜMÜZ ALİ BİNGÖL ABİMİZ BEYİN KANAMASI TEŞİSİYLE HASTANEYE KALDIRILDI
  

Almanya Düsseldorf kentinde ikamet eden köylümüz Ali Bingöl abimiz ziyaret amaçlı geldiği İstanbul Gazi mahallesinde ki dairesinde aniden fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.
Köylümüz Talip Yılmaz’ın çabaları ve girişimleri sonucu çağrılan 112 ambulansla acil olarak Haseki araştırma ve eğitim hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.

Beyin kanaması teşisiyle tedavisine devam edilen Ali abimizin durumu ile ilgili görüştüğümüz Nöroloji doktoru, sıkıntılı ve zahmetli bir kanamanın olduğunu, mevcut durumun daha bir netlik kazanabilmesi için kritik 72 saat’i n geçmesi gerektiğini söyledi.

Eşi Türkan ablanın ve kızı Ayla ‘nın da akşam saatlerinde Almanyadan İstanbula gelerek hastanedeki eşi ni ziyaretinde çok acıklı duygusal anlar yaşandı. Çok üzgün ve bitkin görünüyorlardı.

ALİ ABİ İÇİN HEP BERABER DUA EDİLİM

İstanbulda ki köylülerimizin çoğu ve biz bir kısımda İzmit’ten gelen köylülerimizle hastane bahçesinde lirik yöresel dualarımızla temiz kalpli Ali abimizi kutsayarak greboğadan, kalesipiden, koribabadan, nişane rojdan , yardım ve sağlık diledik ve niyaz ettik.

Biz www.badankoyu.net yönetimi olarak Ali abimizin her zaman yanında olduğumuzu, temiz kalbi ile direngen duruşuyla bu sağlık sorununun üstesinden geleceğine olan inancımız sonsuzdur.Kendisine acil şifalar diliyoruz..

İrtibat ve Bilgi için Tel: 0 536 2535119- Talip Yılmaz’ın cep tlf

Haber: Ali Rıza VURAL

 

KÖYLÜMÜZ İSMAİL BAL İŞYERİNDE GECE VARDİYASINDA SALDIRIYA UĞRADI
  

Kocaeli ilinde ikamet eden köylümüz İsmail Bal çalıştığı Büyük Şehir Belediyesi İnşaat şantiyesinde gece vardiyasında iken tinercilerin saldırısına uğradı.
Şantiye kapısında güvenlikçi olarak gece vardiyasında iken saat 03.40 sularında bir grup tinercinin şantiyeyi basması ve para istemeleri doğrultusundaki talepleri red eden köylümüz tinerciler tarafından darp edilerek hastanelik edildi. Vucudunun çeşitli yerlerinde darbe alan İsmail Bal hastanede ki tedavisi ardından evinde istirahate çekildi.

Şu anda genel fiziksel durumu iyi olan köylümüzün bozulan psikolojisini düzeltmek için bir süreliğine Mersin iline giderek moral bulmaya çalışacak.

Biz badankoyu.net yönetimi olarak köylümüze acil şifalar diliyoruz.

Not.: İrtibat tel:0 542 5449422



Haber Arsivi

TürkMeydan © TEAM

Web site powered by ilkshell Teknoloji Merkezi

Tasarım ; İlkshell Teknoloji Merkezi
Bu site PHP-Nuke sistemini kullanmaktadır. © 2006 by Badankoyu.net
PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
[PHP-Nuke Türkçe Destek Portalı © 2006]